KADIN & EŞİTLİK

süleyman üsAlevilikte Kadın, Bilgi Dağarcığı0 Yorum21 Nisan 2016

ELBET SEFİL OLURSA KADIN ALÇALIR BEŞER

Kâinatın olmazsa olmaz bir parçasıdır kadın. Ne kadar hor görülse de aşağılansa da ayaklar altına alınmak istense de unutmayalım ki altın yere düşmekle değer kaybetmez.

          Kimileri kendisini bir kadının bir ananın doğurduğunu, kendisine hayat verdiğini unutur. Evet, kadın en başta anadır, eşref-i mahlûkat olan insanın çoğalmasını sağlar. Toplumun devamlılığının temelidir. “temel” kelimesini özellikle kullandım, yani sadece cümleye uygun olduğu için değil! Binalar, apartmanlar, gökdelenler hep sağlam temeller üzerine kurulur. Eğer temel sağlam değilse yapı elbette çöker, çökmeye mahkûmdur. Temeli sağlam kuralım ve öyle sağlam tutalım ki binalarımız da aynı oranda sağlam olsun. Kadın da toplumun temelidir, bir toplumun gelişmesinin önkoşuludur.

           Kadın toplumda ne zaman değer kazandı ya da ne zaman hak ettiği değeri kazanacak? Hem çok zor hem de çok basit bir soru aslında! Basit çünkü kime sorarsanız iyi kötü bir şeyler söyler tabiî ki sözde. Zor çünkü uygulama sahası dardır. Peki, uygulama sahası neresidir? Dünyanın her yeri. Örneğin; Sudan ya da İran! Bu ülkelerde kadınlar kendilerine savunma hakkı bile tanınmadan taşlanarak (recm) öldürülüyorlar. Bu geçmişten günümüze dek uzanan adet, anane ya da gelenek değil kesinlikle ve kesinlikle bir dar görüş ve ilkellik! Afrika’da 135 milyondan fazla kadın sünnet ediliyor. Suudi Arabistan’da kadına oy hakkı verilmiyor ve kadının araba kullanması yasak. Gelelim Avrupa’ya! Öyle bir Avrupa ülkesi ki 1972 yılına kadar kadınlara oy hakkı tanımayan, onlar yerine bu hakkı kocalarının kullandığı bir Avrupa ülkesi. İşte bu ülke İsviçre!! Buna rağmen bu hak Atatürk tarafından Türk kadınlarına 1930 yılında verilmişti. Nasıl oluyor da oy hakkına bizden 42 yıl sonra sahip olmuş bir ülkenin kadınları, şuan bizim kadınlarımızdan daha üstün haklara sahip olabilsin!! O zamandan bu zamana değişen ne olmuştu? Değişen bizim bir koşu bandındaymış gibi yürüyor olmamızdı. Yürüdük yürüdük yeri geldi koşamaya çalıştık ve yorulduk ama maalesef bir arpa boyu yol gidemedik.

            Her sene mart ayının 8’inde “Dünya Emekçi Kadınlar Günü”nü ve Kasımın 25’inde de “Kadına Karşı Şiddete Son Günü’nü kutluyoruz. Ama neden sadece senede iki gün kadınlarımızı hatırlıyoruz ya da hatırlamak mecburiyetinde bırakılıyoruz? Her şey yerinde, düzene uygun, adilane ve vicdan çerçevesinde yapılsa, haksızlığın ve acizliğin belirtisi olan bu günlerde ortadan kalkardı. Acizliğin ve haksızlığın belirtisi dedim çünkü 8 Mart ABD’de dokuma işçisi olarak çalışan, eşitlik isteyen, baskı gören, ezilen ve bu haksızlığa başkaldıran kadınların bayramıdır. 25 Kasım ise adı üstünde şiddet gören kadınların bayram! İşte bu şiddet, baskı, ezilmişlik olmazsa bu tür bayramlara da gerek kalmayacak.

            Ekonomisi bozuk ülkede elbette bunalım ve işsizlik vardır. Bu ikilinin olduğu bir evde şiddet vardır ve bu şiddet kendini genelde kadın üzerinde gösterir. Himaye edilmeye, korunmaya muhtaçlık buradan kaynaklanır.

            Ne iyi niyet ne özveri ne de başka bir şey! Yapmamız gereken insanca ilkeler dâhilinde, evrensel düşünce sistemi içerisinde kadını yaşatmak. Unutmayalım ki kadına verilen değerle o ülkenin gelişmişliği doğru orantılıdır.

            Ne demiş Tevfik Fikret,”Elbet sefil olursa kadın alçalır beşer !”

Sibel TÜMAKAYA

Etiketler: , , , , ,

KADIN & EŞİTLİK Hakkında Yorum Yaz

Sponsor Reklam Sponsor Reklam Sponsor Reklam Sponsor Reklam

ÜYELİK

E-Bülten Aboneliği

E-Posta adresinizi aşağıdaki bölümden bültenimize ekleyerek yeni yazılarımızdan haberdar olabilirsiniz!

Döviz ve Borsa Bilgileri

BIST
USD/EUR
Amerikan Doları
Euro
İngiliz Sterlini
Japon Yeni
Rus Rublesi
SA Riyal,
Altın
Son Güncelleme: 22.07.2018 13:57
Mo Tu We Th Fr Sa Su